Divan Edebiyatında Eşcinsel Metinler

Osmanlı, ne kadar saklanmaya çalışılırsa da, sanki kötü bir şeymiş gibi, eşcinselliği hoş karşılamaktaydı. Osmanlı’nın eşcinsellikten rahatsız olmadığını söyleyebiliriz. Eşincelliğin ayıp kabul edilmesi, Tanzimat Dönemi zamanlarında yaşandı. Batıdan geldi yani bu karşı duruş. O zamanlarda Osmanlı Şairleri, eşcinselliklerini şiirlere dökmekten hiç de geri durmadılar. (Alıntıdır)

Şu an eşcinsel yazarlar için rahat bir ortam yok, eserlerinde kendilerinden, yaşamlarından Divan Edebiyatı şairlerinin rahatlığıyla bahsedemiyorlar. Tarih gerçekten tekerrürden ibaretse, umarım, yakın zamanda eşcinsel yazarlarımız için de rahat bir ortam olacağını, hayatlarını, hikâyelerini rahatça eserlerine yansıtacaklarını görürüz.

Kızoğlan kızı nâzın, şehlevend âvâzı âvâzın,
Belâsın ben de bilmem, kız mısın, oğlan mısın kâfir.
Ben olsam bir de mutrib, bir de tarf-i cûy-bâr olsa
Hoş imdi bir de farzâ bir cüvân-i şîvekâr olsa.
(Divan edebiyatından bir oğlan sevgisi)

Ben kocaldım gam-ı aşkınla yiğitlik bu mudur
Hele ey pîr olası yâr-i civânım Şeyhî.
(Aşkının üzüntüsüyle ben yaşlanmışım,
ey yaşlanası, oğlan sevdiğim Şeyhî,
senin yiğitliğin bu mudur?)

Cihân rindi oluptur Cem ki her dem,
Gözü gönlü şarâb ile püserde.
(Cem, dünyada vurdumduymaz bir kalender;
gözü-gönlü, şarap ile, oğlan çocuklarında.)